Blog

Neden 6 Saniye?

Neden 6 Saniye?
Paylaş

2017-07-31 19:01:00

Herhangi bir kriz anında tepki vermeden önce 6 saniye beklemenizi, sevdiğiniz 6 tatil noktasını, 6 filmi ya da 6 kitabı düşünmenizi istemiştim sizlerden. Duygu ve his kavramlarını kısaca açıkladığımda bu isteğimin nedeni de açıklığa kavuşmuş olacak.

Duygular, belli bir uyarıcının tarafımızdan yorumlanışına cevaben salınan kimyasallardır. Beynimizin uyarıcıyı tanımlaması ¼ saniye, kimyasalı üretmesi ise bir  ¼ saniye daha sürer. Bu arada duygu kimyasalları, yalnız beynimizde değil bedenimiz boyunca serbest kalırlar ve beyin ve beden arasında bir tür geribildirim döngüsü yaratırlar.  Toplamda 6 saniye sürerler.

Hisler, duyguyu düşünmeye ve onu içselleştirmeye izin vermeye başladığımızda olandır.

Tepki vermeden geçecek farkındalıklı 6 saniye olayların akışını tamamen değiştirebilir.

Ebeveyn olarak yaşadığımız çok fazla duygu var. Bazen onları sadece bastırmak istiyoruz. Kendi duygularımıza ya da çocuklarımıza yenik düşmemeliyiz gibi bir yanlış algı yüzünden veya sadece işimize bakmak istediğimizden. Bazen duygularımızı tanımıyoruz ya da onlarla nasıl başa çıkacağımızı bilmiyoruz.

Duyguları alakasız ve / veya engelleyici olarak görerek, yok sayarak beynimizin sadece rasyonel tarafını kullanarak mükemmel ebeveynler olmaya çalışıyoruz.

Duygusal zeka, duygularımızı, akılcı düşünceyle harmanlayarak yürekten ve tüm beynimizle ebeveynlik yapma fırsatını veriyor bizlere.

Sizler duygusal ipuçlarını yakalamaya çalışarak (ses tonunuzu, beden dilinizi fark ederek), çocuklarınızın duygularını yargılamadan, ortaya çıktıkları durumları not ederek, bir uyaran karşısında verdiğiniz ya da çocuklarınızın verdiği tipik reaksiyonları kaydederek kalpten ebeveynlik yolculuğuna çıktınız.

Şimdi çocukları da sürece dahil etmenin zamanı...

1. Yüzleri Hissetmek

Tahta ya da beyaz bir kağıda yüz taslağı çizin. Çocuğunuzu, kendisini o anda nasıl hissettiğini gösterecek şekilde göz ve ağız çizmeye teşvik edin. Küçük çocuklar duygularını ifade etmek için yeterli kelime dağarcığına sahip olmayabilir, bu nedenle duygularını çizmek iyi bir başlangıç ​​olabilir.

Duyguyu isimlendirerek duygu dağarcığını geliştirmesine yardımcı olun. Duygusu değiştiğinde ifadeyi değiştirmeyi önerin ve isimlendirin. Bu çalışmanın evden içeriye girdiğinizde günlük rutinlerinizden biri haline gelmesi güzel olur.

Daha büyük çocuklar için duygu kartlarından faydalanabilirsiniz.

2. Duygu Kelimeleri Listesi Hazırlayın.

Her yeni keşfi eklediğiniz, çocuğunuz ile birlikte hazırlayacağınız bir aile duygu listesi oluşturun. Ailenizde en popüler olanları mutlaka belirleyin. (EN’lere birlikte güldüğünüzden emin olun)

3. Odak Bulun.

Her duygu dikkatimizi belli bir noktaya odaklar ve bizi motive eder; Duygunun nerede odaklanmaya çalıştığını anlayabilirsek, hissi daha net fark ederiz.

Ebeveynlerin neşe, üzüntü ya da korku gibi duygularla genellikle bir problemleri yoktur. Bu duygularla karşılaştığımızda ne yapacağımızı az çok biliriz. Ama ÖFKE ile ilgili sorunlarımız var.

Çocuklar öfke ile  genellikle "bu durumla ilgili bir şey benim için iyi değil ve ben bunu değiştirmek istiyorum." demeye çalışıyorlar. Ne yazık ki bu şekilde ifade etmiyorlar.

Anne-babalar olarak sanırım onlar için de kendimiz için de durumu daha anlaşılır dolayısıyla baş edilebilir noktaya getirmenin yolu sorular sormak, duyguyu tanımlayarak soruyu yenilemek olabilir.

      - Az önce ne oldu? 

      - Çok kızgınsın. Sorun nedir?

      - Bu seni engelliyor mu?

      - Neyden?

      - Farklı bir yol deneyebilir miyiz?

      - Başka şekilde yapabilir miyiz?

Çocuklarımızın duygu dağarcıklarını geliştirmeleri ve problem çözme becerileri kazanmaları için bizlerin koçluğuna ihtiyaçları var.

Duygular, sohbetlerinizin her zaman bir parçası olsun...

Çeviri: Bahar Eyuboğlu

Kaynak: www.6seconds.org

Makalenin diğer bölümleri için: 

http://hayatinritmi.com.tr/tr/blog/adini-koy-evcillessin,15

http://hayatinritmi.com.tr/tr/blog/anne-oldugum-icin-cok-sansliyim,14







Önerilen Ziyaretler
En Çok Okunan Blog Yazıları
Diğer Blog Yazıları