Blog

Duygusal Zeka mı? Duygusal Zeka’nın Tanımlamaları ve Tarihi

Duygusal Zeka mı? Duygusal Zeka’nın Tanımlamaları ve Tarihi
Paylaş

2016-07-13 13:48:40

Her şey bundan 2000 yıl önce Platon’un “Her türlü öğrenmenin duygusal bir temeli vardır,” sözü ile başladı. O günden beri, bilim adamları, eğitimciler ve filozoflar, hislerin önemini kanıtlamak ya da aksine bunu çürütmek için çalışıp duruyorlar. Ne yazık ki o iki bin yıllık dönemin büyük bir kısmında genel düşünce şuydu “Duygular yolumuza engel teşkil eder. Bizim iyi kararlar vermemize ve odaklanmamıza izin vermez.”  Son üç yüz yıldır ise, giderek genişlemekte olan araştırmalar, bunun tam aksini ispat etmektedir.

1950’lerde Abraham Maslow, insanların duygusal, fiziksel, ruhsal ve zihinsel güçlerini nasıl genişletebilecekleri hakkında yazmıştır. Maslow’un çalışması, Rönesans’tan itibaren o döneme kadar en büyük insanlık kutlaması sayılabilecek olan “İnsan Potansiyeli” hareketini ateşlemiştir. Bu durum, 1970’lerde ve 80’lerde insan kapasitesine dair birçok yeni bilimin gelişmesine öncülük etmiştir. O dönem, duyguları ve zekâyı tanımlayacak ciddi araştırmalar ortaya çıkmaktaydı. Yale Üniversitesi’nde dekan ve profesör olan Peter Salovey, bu araştırmacılardan biriydi. Peter Salovey’e göre son on yıldır, hem duygulara hem de zekâya dair olan inançlar değişim göstermektedir. Bilişsel zekâ bir dönem mükemmelliği temsil ederken, insanlar yaşama dair daha fazlasının var olduğunun farkına varmaktalar. Bir zamanlar duygu, bir tür cehennem azabıyken, artık insanlar onun varlık belirten bir değer olma ihtimalinin farkındalar.  

EQ’nun köklerine dair hali hazırda devam etmekte olan bir tartışma söz konusudur ancak ortak görüş, yeni ufuklar açan bir yayın olarak, Peter Salovey ve John “Jack” Mayer’in 1990’da yayımlanan “Duygusal Zekâ” adlı makalesidir. Söz konusu makale, EQ’yu bilimsel olarak test edilebilir bir “zekâ” olarak tanımlamaktadır. Salovey, kendisinin ve Jack’in eşit ortak yazarlar olduklarını söyler. Makalede önce kendi adının geçiyor olması, tamamen bir yazı tura sonucudur. Bu ekip, çok sayıda makale yayımlamaya devam etmiştir ve EQ tanımlamaları zamanla aşağıdaki biçimde evrilmiştir :

 

“Duygusal Zekâ, duyguları algılama yeteneğidir; duygulara ulaşmak ve onları, düşünceyi desteklemek üzere var etmektir; duyguları ve duygusal bilgiyi anlamaktır; duygusal ve entelektüel gelişimi teşvik etmek üzere duyguları derin düşünerek düzenlemektir.”

Bir diğer deyişle 4 bölüm söz konusudur :

  1. Duyguları algılamak ya da hissetmek
  2. Duyguları, düşünceyi desteklemek için kullanmak
  3. Duyguları anlamak
  4. Duyguları yönetmek

Bir diğer meslektaşları olan David Caruso’nun dile getirdiği gibi : “Duygusal zekânın, zekânın karşıtı ya da kalbin akla karşı kazandığı bir zafer olmadığını aksine, her ikisinin biricik kesişimi olduğunu anlamak çok önemlidir.”

Daniel Goleman, çok satan kitabı Duygusal Zekâ için, birçok  anahtar araştırmacılar ve pratisyenler kadar  Salovey ve Mayer’in araştırmalarından da yararlanmıştır. Araştırmaya ek olarak, Goleman, eğitimde en iyi uygulamayı yeniden incelemiştir. İki okul programı yazmıştır, bunlardan biri Six Seconds’ın “Self-Science” programı diğeri ise New Haven Okulları’nın Sosyal Gelişim programıdır. Kendisi aynı zamanda birçok “çetin” bilim araştırmacısı ile konuşmuş ve onların çalışmalarının, okullarda ve organizasyonlarda  gelinen en ileri noktada olan bitenle ne şekilde bağlantılı olduğunu görmüştür.

1997’de Six Seconds ekibi, en iyi uygulamaları edinmek için araştırma yapmış ve EQ becerilerini öğretmek ve uygulatmak üzere bir sistem kurmuştur. Öğretmeye ve öğrenmeye değer kavramların pratik değerlerini ele geçirmek uğrunda bilimsel tanımlamanın ötesine gitmişlerdir. Bu ekibin, duygusal zekâ tanımı, “Kendiniz ve diğerleri ile olan ilişkilerinizde ideal sonuçlar yaratacak yeterlikler,”dir.

Six Seconds, söz konusu uygulamaları üç alanda ortaya koyan bir model yaratmıştır : Sekiz belirli beceri eşliğinde “Kendini Tanı”, “Kendini Seç” ve “Kendini Ver”. Six Seconds’ın yaklaşımı, David Caruso’nun görüşünü yansıtmaktadır : Hedef, daha verimli bir yaşam sürmek için düşünceyle duyguyu  bütünlemektir.

Six Seconds Model’i harekete odaklıdır;  üç adım ya da “uğraşı” dahilinde  sekiz öğrenilebilir yeterlilik söz konusudur. Bunlar Six Seconds Duygusal Zekâ Değerlendirmesi tarafından ölçülmüştür ve bu beceriler üzerindeki eğitim puanlarında kanıtlanmış artış söz konusudur.

Çeşitli duygusal zekâ modelleri, konsepti farklı bir biçimde yapılandırırken, hepsi de duygu, akıl ve hareketin entegrasyonu ile ilgilidir.  “Ön-EQ teorisi”, duygunun, düşüncenin bir yan ürünü olduğu fikrini öne sürerken, EQ modellerinin tümü duygunun kendi üzerinde bir anlam ifade ettiğine dikkat çekmektedir. Bunun sonucu olarak Six Seconds, düşüncelerin, duyguların ve hareketlerin eşit bir kesişimle birbirine kenetli olduğunu göstermek üzere bir üçgen kullanır.

Hem Goleman’a hem de Six Seconds’a ilham veren bir başka öncü araştırmacı ise Antonio Damasio’dur.  Damasio, Decarte’s Error’da,  duyguların, beyinde insanlarda kimlik duygusunu yaratmak ve rasyonel karar mekanizmasını yönetmek üzere ne şekilde işlev gördüğünü  ana hatları ile anlatır.  Bilinçli olma hissiyatımızın, duygudan geldiğini iddia ettiği “The Feeling of What Happens ‘da” da bu çalışma hakkındaki tartışmasını sürdürür.

Damasio’nun katkıları, düşünce ile duyguyu birbirinden ayırmanın yapay bir hareket olduğuna dair güçlü bir kanıt sağlamıştır. Diğer araştırmacılar daha da ileri gitmiştir.  “Molecules of Emotion”’ın yazarı Candace Pert, önde gelen nörobiyoloji uzmanlarındandır.  Kendisi 1982’den 1988’e kadar NIH’de beyin kimyası bölüm başkanlığı yapmış olup şu anda John Hopkins Medikal Okulu’nda profesördür.

Pert’in bakış açısına göre “düşünce” beyinde ve bedende meydana gelir. Her türlü “bilgi” yani tüm fikirler, hisler ve hatta ruhsal dürtüler bile tüm beden boyunca işlem görür. Beyin en yönlendirici güce sahipken, sistemi çalıştırmaya zorunlu değildir. Pert’in savı, hiç şüphesiz “rasyonel” beynin, insan özünün merkezi olduğu nosyonundan alabildiğine uzaktır.

O halde, ne önemi var? Kimi araştırmacılar, duygusal zekânın becerilerini tanımlamaya odaklanırken, kimileri de etkilerini araştırmaktadır. Reuven Bar-On, 1980’lerin ortalarından bu yana bilişsel olmayan yeterlikler konusu ile ilgilenmektedir. Kendisi EQ-i adını verdiği, insanların bu yeterliklerine dair özbildirim ölçümü yapabildikleri bir test geliştirmiştir.

Bar-On’un tanımına göre duygusal zekâ : “Kişinin, çevresel talepler ve baskılar ile başa çıkmada başarılı olmasını sağlayan yeteneğine etki eden, bilişsel olmayan kabiliyetler, yeterlikler ve becerilerin listesidir. Yine Six Seconds’ın yaklaşımına benzer biçimde, Bar-On gerçek-dünya sonuçlarına odaklanmaktadır.

Dr Bar-On, kendi çalışmasının Salovey/Mayer’inkilerle ne şekilde benzeştiği ve farklılaştığını şöyle açıklamaktadır :  Her ikimiz de bilişsel şemalar varsayıyor ve bu yapılanmanın bir kişilik olmadığını deneysel olarak göstermeye yelteniyoruz. Onlar, öncelikli olarak özel bir dizi duygusal yetenek ve davranış için bir potansiyel (duygusal zekâ) ile ilgileniyorlar, bense duygusal ve sosyal işlevselliğe ya da davranışa (duygusal ya da sosyal açıdan zeki davranış ) odaklanıyorum.

EQ-i beş alanı değerlendirmeye alır : İçe dönük (farkındalık), Kişilerarası (ilişkiler), Stres Yönetimi (stres toleransı), Uyum Yeteneği (problem çözümü) ve Genel Durum (mutluluk).

Bir diğer faydalı tanımlama ise EQ Map’in yaratıcısı olan Q-Metrics’den gelir. Onlara göre : “Duygusal Zekâ, hissetme, anlama ve insan enerjisi, bilgi, güven, yaratıcılık ve etki kaynağı olarak  duyguların gücünü ve dirayetini  etkin bir biçimde uygulama yeteneğidir.”                Bu modelin anahtar içgörülerinden biri de şudur : Kapasiteye ya da beceriye sahip olmak, gerçek dünya sonuçları yaratmak için yeterli değildir.

Q-Metrics’in CEO’su Esther Orioli bir açıklamasında, “Ben empati kurabilme ve pozitif destek verebilme yeteneğine sahip çok sayıda CEO tanıyorum. Ama bunu yapmıyorlar. Neden? Çünkü bunun önemli olmadığını düşünüyorlar,” der. Orioli, liderlerin, belirgin davranışlarının çok daha pozitif sonuçlar yaratacağını görmeleri halinde değerlerini değiştireceklerini işaret eder. “Değerler, zamanımızı ve kaynaklarımızı nasıl harcadığımızı ifade eder. Eğer insanlara bir şeyi, bir takım becerileri,  değerleri ve inanç sistemleri ile ilişkilendirmeksizin boşlukta öğretmeye kalkışırsak bundan gerçek anlamda hiçbir kazanç sağlayamayız,” diye bitirir sözlerini.

En yeni ölçüm araçlarından biri, gelişim için her yönüyle yapılandırılmış olan Six Seconds Duygusal Zekâ Değerlendirmesi’dir. Basit ve net bir model içerisinde sekiz öğrenilebilir yeterliğe odaklanmış olan bu test, içgörüsel geri bildirim ve çok sayıda gelişim önerileri sağlamaktadır. Amaç, insanların önderlik ettikleri alanda ve yaşamlarında Duygusal Zekâ becerilerini kullanma biçimlerini geliştirmektir. Tüm bu testlerin karşılaştırmasını ve fazlasını online olarak (www.6seconds.org/tests/) adresinde bulabilirsiniz.

Hiç şüphesiz ki duygusal zekâ alanı gelişmeye devam edecektir. Bar-On, esas anahtar noktanın, bu gelişim araştırmalarının, etkilerinin ve değerlendirmelerinin rafine edilmesini sağlamak olduğunu söyler. Ayrıca,  Duygusal Zekâ, bireysel/grup performansı ve grup/organizasyonel verimlilik arasında daha net bir bağlantı görebileceğimiz ve bu yapılanmanın ne olduğu ve neler yapabileceği ya da neler  yapamayacağı konusunda daha kesin ve deneysel bir bakış açısına sahip olacağımıza dair öngürüde bulunur. 

Dr Salovey de benzer bir sonuç getir : “Dr Bar-On ile hemfikirim. Sanırım önümüzdeki on yılda, duygusal becerilerin  ve yeterliklerin evde aile içinde, okulda ve işte, pozitif sonuçlar ön gördüğünü gösteren iyi yürütülmüş araştırmalar göreceğiz. Esas gerçek meydan okuma, duygusal zekânın, kişilik ya da IQ gibi yıllardır ölçülen psikolojik yapılanmaların ötesinde ve üzerinde bir öneme sahip olduğunun gösterilebilmesidir. Duygusal Zekâ’nın bu ümidi vaat ettiğine inanıyorum.”

EQ Modellerinin karşılaştırılması

Tüm modeller, kendinizi anlamak, kendi sorumluluğunuzu almak ve bu farkındalığı ve yeteneği diğerleri ile olan etkileşimlerinizde uygulamak konusuna değinir.

Kaynak : http://www.6seconds.org/2010/01/26/emotional-intelligence-definition-history/







Önerilen Ziyaretler
En Çok Okunan Blog Yazıları
Diğer Blog Yazıları